İçeriğe geç

Ege Denizi ne zaman deniz oldu ?

Merhaba! Ege Denizi ne zaman deniz oldu ile ilgili sağlam ve anlaşılır bilgiler için Celtikcikoop içeriğine göz atın.

Ege Denizi Ne Zaman Deniz Oldu? Milyonlarca Yıllık Bir Coğrafyanın Oluşum Hikâyesi

Bir sabah Ege kıyısında durup denize baktığınızı düşünün. Ufukta birkaç ada, kıyıda hafifçe hareket eden tekneler, suyun üzerinde parlayan güneş… İlk bakışta son derece sıradan bir manzara. Fakat insanın aklına garip bir soru takılabiliyor: Bu su gerçekten hep burada mıydı?

Bugün İzmir’den Midilli’ye, Bodrum’dan Rodos’a uzanan bu mavi coğrafya ne zaman oluştu? Ege Denizi bir anda mı ortaya çıktı, yoksa milyonlarca yıl süren tektonik hareketlerin, deniz seviyesi değişimlerinin ve iklim dalgalanmalarının sonucu olarak mı şekillendi?

Aslında sorunun en ilginç tarafı şu: “Ege Denizi ne zaman deniz oldu?” sorusunun tek bir tarihi yok.

Çünkü “deniz olmak” ile bir havzanın jeolojik olarak oluşması, Akdeniz’e bağlanması ve bugünkü kıyı çizgilerine yaklaşması aynı olay değildir.

6

Ege Denizi ne zaman deniz oldu? sorusunun kısa cevabı

Bilimsel açıdan üç farklı tarihten söz etmek gerekir:

Yaklaşık 23–19 milyon yıl önce: Ege bölgesinde büyük ölçekli gerilme başladı ve Ege Denizi havzasının jeolojik açılma süreci ortaya çıktı.

Annual Reviews

Yaklaşık 5,33 milyon yıl önce: Messiniyen Tuzluluk Krizi’nin ardından Akdeniz yeniden denizel koşullara döndü ve Ege de bu büyük değişimin parçası oldu.

Doi

+1

Son buzul çağının ardından, özellikle yaklaşık 11.500–8.000 yıl önce: Deniz seviyesi hızla yükseldi; Ege’nin sığ platformları su altında kaldı, adalar ve kıyılar bugünkü görünümlerine doğru evrildi.

ScienceDirect

Dolayısıyla “Ege Denizi kaç yıl önce oluştu?” diye sorulduğunda yaklaşık 20 milyon yıllık jeolojik bir geçmişten, “bugünkü Ege kıyıları ne zaman ortaya çıktı?” diye sorulduğunda ise binlerce yıllık daha genç bir süreçten bahsetmek gerekir.

Peki bu iki zaman dilimi arasında neler yaşandı?

Ege Denizi’nden önce burada ne vardı?

Bugünkü Ege Denizi’ni zihnimizde biraz silmek gerekiyor.

Haritadan adaları kaldırdığımızı, denizi boşalttığımızı düşünelim. Karşımıza bugünkü kadar parçalı olmayan, çok daha farklı bir kara ve deniz sistemi çıkar.

Çünkü Ege’nin altında yalnızca “eski bir deniz tabanı” bulunmuyor. Buradaki jeolojik yapı; kıtasal kabuk, faylar, volkanik oluşumlar, çökel havzaları ve milyonlarca yıl boyunca yükselip alçalan kara parçalarının karmaşık bir birleşimi.

Ege bölgesinin bugünkü yapısının temelinde Anadolu’nun batıya doğru hareketi, Afrika levhasının Ege’nin altına dalması ve Helenik dalma-batma sisteminin geri çekilmesiyle ilişkili genişleme bulunuyor.

Araştırmalar, yaklaşık 23–19 milyon yıl önce bölgede büyük ölçekli kabuksal genişlemenin başladığını ve bunun Ege havzasının açılmasına yol açtığını gösteriyor.

Annual Reviews

Yer kabuğu neden gerildi?

Burada olay yalnızca “iki levha birbirinden uzaklaştı” kadar basit değil.

Ege’nin jeolojik evriminde:

Helenik dalma-batma sistemi,

Afrika levhasının hareketi,

Anadolu’nun batıya doğru kaçışı,

Kuzey Anadolu Fayı’nın batıya doğru ilerlemesi,

kabuksal gerilme,

magma hareketleri

birbirleriyle bağlantılı.

Bu yüzden Ege Denizi’ni aslında hareket hâlindeki bir jeolojik sistem olarak düşünmek daha doğru.

Nitekim deniz tabanındaki yapılar, Ege’nin özellikle kuzey ve orta kesimlerinde genişlemeli tektoniğin izlerini taşıyor. Sismik yansıma araştırmaları, Kuzey Ege’de birbirinden ayrılmış tektonik çöküntüler ve genişlemeyle ilişkili havzalar bulunduğunu ortaya koyuyor.

ScienceDirect

Düşündürücü soru: Bugün “sabit” sandığımız bir kıyının milyonlarca yıl boyunca aslında hareket eden bir kabuğun üzerinde bulunduğunu bilmek, haritalara bakışımızı değiştiriyor mu?

20 milyon yıl önce Ege’nin açılmaya başlaması

Ege’nin jeolojik hikâyesindeki en önemli dönüm noktalarından biri Miyosen dönemidir.

Yaklaşık 23–19 milyon yıl önce başlayan genişleme, günümüzde Ege Denizi olarak bildiğimiz havzanın temelini attı. Bu süreçte yer kabuğu gerildi, inceldi ve büyük fay sistemleri gelişti. Aynı dönemde metamorfik kayaçların yüzeye çıkmasını sağlayan büyük ölçekli tektonik hareketler de meydana geldi.

Annual Reviews

Bugün Kiklad Adaları’nda gördüğümüz bazı kayaçların hikâyesi de bu derin jeolojik süreçlerle bağlantılı.

Yani Santorini, Mikonos, Naksos veya Paros gibi adaları yalnızca “denizin ortasındaki kara parçaları” olarak düşünmek eksik kalır.

Bunlar, yer kabuğunun milyonlarca yıllık hareketlerinin yüzeyde bıraktığı izlerdir.

Ege’nin tabanı neden bu kadar parçalı?

Çünkü Ege, tek parça ve düzgün bir çanak değil.

Farklı dönemlerde etkin olmuş faylar ve tektonik hareketler:

grabenlerin,

yükseltilerin,

derin deniz çukurlarının,

sığ platformların,

ada sıralarının

oluşmasına katkıda bulundu.

Özellikle Batı Anadolu ve Kuzey Ege’de fayların hareketi bugün bile devam ediyor.

Bu nedenle Ege Denizi aynı zamanda dünyanın önemli sismik bölgelerinden biri.

Kuzey Anadolu Fayı’nın Ege’ye doğru ilerlemesi de bu tabloya ekleniyor. Jeodezik çalışmalar, Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey Ege’ye ulaşmasının ve bazı önemli tektonik yapıların gelişmesinin son birkaç milyon yıllık süreçte gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

ScienceDirect

Düşündürücü soru: Bir denizin yalnızca su kütlesi değil, aynı zamanda sürekli hareket eden bir yer kabuğunun ürünü olduğunu düşündüğümüzde, “deniz” kelimesi sizce ne kadar durağan kalıyor?

Messiniyen Krizi: Ege’nin denizi bir süreliğine değişti

Ege’nin hikâyesini anlamak için yaklaşık 5,97–5,33 milyon yıl önceki Messiniyen Tuzluluk Krizi’ne gitmek gerekiyor.

Bu dönem Akdeniz havzası için olağanüstü bir olaydı.

Akdeniz’in Atlas Okyanusu ile bağlantısının büyük ölçüde kesilmesi sonucunda buharlaşma çok arttı. Deniz seviyesi düştü ve devasa miktarlarda evaporit, özellikle de tuz ve alçıtaşı birikti.

Araştırmalar, Messiniyen’in sonlarına doğru Akdeniz’in bazı bölümlerinde göl benzeri, düşük tuzluluklu koşulların da geliştiğini gösteriyor.

Doi

Bu sırada Ege’nin bazı bölümleri de bugünkü gibi sürekli açık deniz koşullarında değildi.

Özellikle Güney Ege’deki Girit Havzası üzerine yapılan araştırmalar, havzanın Geç Miyosen’de sığ bir alan olduğunu ve Messiniyen döneminde en az yaklaşık 400 bin yıl boyunca kısmen kurumuş veya denizel özelliğini kaybetmiş koşullar yaşadığını ortaya koyuyor.

ScienceDirect

Bu gerçekten şaşırtıcı.

Bugün Ege kıyısında oturup “deniz” dediğimiz yerin bazı bölümleri milyonlarca yıl önce denizden uzak, sığ, gölsel veya kısmen kurak bir çevreye dönüşebiliyordu.

Düşündürücü soru: Bir coğrafyanın birkaç yüz bin yıl boyunca deniz karakterini kaybedebilmesi, “Ege Denizi” adının aslında ne kadar geçici olduğunu düşündürüyor mu?

5,33 milyon yıl önce: Akdeniz’in yeniden dolması

Sonra büyük dönüşüm geldi.

Yaklaşık 5,33 milyon yıl önce, Zankliyen’in başlangıcında Akdeniz yeniden Atlantik’le bağlantılı açık deniz sistemine dönüştü.

Bu olay literatürde Zanclean Flood – Zankliyen taşkını olarak anılıyor.

Günümüzde bu olayın tam olarak ne kadar hızlı gerçekleştiği ve suyun hangi güzergâhlardan nasıl ilerlediği konusunda ayrıntılı tartışmalar devam ediyor. Ancak Akdeniz’in Messiniyen sonrasında yeniden açık deniz koşullarına dönmesi, jeolojik kayıtlarda güçlü biçimde görülüyor.

ScienceDirect

+1

Ege açısından daha da ilginç olan nokta şu:

Güney Ege’deki erken Pliyosen denizel kayıtları, yaklaşık 5,2–3,9 milyon yıl önce bölgede belirgin bir denizel çevrenin bulunduğunu gösteriyor. Çalışmalar, özellikle erken Pliyosen’de denizel ortamın derinleştiğini ve modern Ege’ye benzeyen hidrolojik bağlantıların giderek kurulduğunu ortaya koyuyor.

ScienceDirect

Dolayısıyla “Ege ilk kez ne zaman deniz oldu?” sorusuna 5,33 milyon yıl önce demek bazı bağlamlarda anlamlıdır; ancak havzanın jeolojik olarak çok daha önce açılmaya başladığını unutmamak gerekir.

Buzul Çağı Ege’yi bambaşka bir yere dönüştürdü

Ege’nin bugün bildiğimiz hâline yaklaşması için bir başka büyük olay daha gerekiyordu:

Buzul çağlarının deniz seviyesi değişimleri.

Yaklaşık 21.500 yıl önce, Son Buzul Maksimumu sırasında küresel deniz seviyesi bugünkünden yaklaşık 120 metre daha aşağıdaydı.

Bu, Ege gibi sığ kıta sahanlıklarının geniş olduğu bir bölgede olağanüstü sonuçlar yaratıyordu.

Araştırmalara göre o dönemde:

Kuzey Ege’nin geniş bölümleri karaydı.

Birçok ada birbirine ve ana karaya bağlıydı.

Bazı körfezlerin çevresinde deniz yerine göller bulunabiliyordu.

Günümüzde ada olarak gördüğümüz bazı kara parçaları kıta ile bağlantılıydı.

ScienceDirect

Bir harita üzerinde Midilli, Sakız veya Limni’ye baktığınızda bugün aralarında deniz görürsünüz.

Fakat yaklaşık 20 bin yıl önce aynı manzaraya baksaydık, bazı bağlantıları yürüyerek geçebilen çok daha farklı bir coğrafyayla karşılaşabilirdik.

11.500–8.000 yıl önce Ege’nin yeniden suyla dolması

Buzullar erimeye başladıkça deniz seviyesi yükseldi.

Yaklaşık 11.500 yıl önce deniz seviyesi bugünkünden yaklaşık 60 metre daha aşağıdaydı. Sonraki bin yıllarda deniz hızla ilerledi ve Ege’nin sığ kıyı platformlarını yeniden kapladı.

ScienceDirect

Yaklaşık 8.000 yıl önce ve sonrasında denizin alçak kıyı alanlarına ve körfezlere doğru ilerlemesi belirginleşti.

İşte burada “bugünkü Ege ne zaman oluştu?” sorusuna daha yakın bir cevap buluyoruz.

Çünkü bugünkü:

ada-kara ilişkileri,

koylar,

körfezler,

kıyı ovaları,

limanlar,

bazı arkeolojik kıyı yerleşimleri

bu Holosen deniz seviyesi yükselişiyle doğrudan bağlantılı.

Ancak süreç hiçbir zaman yalnızca “deniz yükseldi ve her yer su altında kaldı” şeklinde ilerlemedi.

Nehirlerin taşıdığı sedimentler bazı kıyıları doldurdu. Tektonik hareketler bazı bölgeleri yükseltti veya çökertti. Dolayısıyla deniz seviyesi ile kara hareketleri birlikte çalıştı.

Ege Denizi’nin kıyıları neden hâlâ değişiyor?

Burada çok önemli bir ayrım var:

Deniz seviyesi ile göreli deniz seviyesi aynı şey değildir.

Bir kıyıda deniz yükselmese bile kara çökerse deniz karaya doğru ilerliyormuş gibi görünür.

Tersine, kara yükselirse küresel deniz seviyesi artsa bile yerel kıyı çizgisi farklı bir davranış gösterebilir.

Kuzeydoğu Ege üzerine yapılan çalışmalar, bölgedeki göreli deniz seviyesi değişiminin yalnızca küresel deniz seviyesine bağlı olmadığını; tektonik deformasyonun, özellikle Kuzey Anadolu Fayı çevresindeki hareketlerin de önemli rol oynadığını gösteriyor. Araştırmacılar bütün Kuzeydoğu Ege için tek bir ortak Holosen deniz seviyesi eğrisi oluşturmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

ScienceDirect

2021 tarihli bir çalışma da biyostratigrafi, arkeolojik veriler ve buzul sonrası izostatik modelleri birleştirerek Kuzeydoğu Ege’de Holosen boyunca sürekli bir göreli deniz seviyesi yükselişine işaret ediyor.

Sage Journals

Düşündürücü soru: Bir kıyının değişmesinde hem denizin hem de karanın hareket ettiğini bilmek, bugün “deniz yükseliyor” şeklindeki haberleri yorumlama biçimimizi değiştiriyor mu?

Arkeoloji Ege’nin geçmiş kıyılarını nasıl ortaya çıkarıyor?

Ege Denizi’nin geçmişini yalnızca kayalara bakarak öğrenmiyoruz.

Arkeolojik kalıntılar da bize eski kıyı çizgilerini anlatıyor.

Antik limanların bugün denizden uzakta kalması veya eski kıyı yapılarının günümüzde su altında bulunması, geçmişte deniz seviyesinin ve kıyı geometrisinin farklı olduğunu gösteren önemli kanıtlar.

Jeologlar ve arkeologlar bu nedenle:

antik limanları,

batık yapı kalıntılarını,

kıyı teraslarını,

plaj kayalarını,

denizel fosilleri,

tortul tabakaları,

mikrofosilleri

birlikte inceliyor.

Örneğin Samos’un güneydoğusundaki kıyıların Holosen gelişimini araştıran çalışmalar, jeolojik ve jeoarkeolojik verilerle geçmiş kıyı ortamlarının yeniden oluşturulabileceğini gösteriyor.

comptes-rendus.academie-sciences.fr

Saronikos Körfezi’nde yapılan araştırmalar da yaklaşık 7.500–5.400 yıl önce sığ bir denizel körfez geliştiğine dair sedimentolojik kanıtlar sunuyor.

MDPI

Bu açıdan bakınca antik kentlerin hikâyesi yalnızca insanlık tarihi değil, aynı zamanda deniz seviyesinin de tarihidir.

Günümüzde Ege Denizi neden yeniden tartışılıyor?

Bugün Ege’nin “ne zaman deniz olduğu” kadar önemli başka bir soru var:

Gelecekte Ege nasıl değişecek?

Çünkü milyonlarca yıllık jeolojik değişim devam ediyor, fakat buna artık insan kaynaklı iklim değişikliği de eklenmiş durumda.

Akdeniz’de deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu, taşkın riski, deniz suyu sıcaklığındaki değişimler ve ekosistem baskıları giderek daha fazla tartışılıyor.

IPCC’ye göre Akdeniz’de deniz seviyesinin 2050’de yaklaşık 0,15–0,33 metre, yüzyıl sonunda ise senaryoya bağlı olarak 0,3–0,6 metre veya 0,6–1,1 metre yükselmesi olası görülüyor. Bu değerler 1995–2014 dönemine göre veriliyor ve yüksek değerlerin tamamen dışlanamayacağı belirtiliyor.

IPCC

Bu, “Ege bir gün yok olacak” anlamına gelmiyor.

Tam tersine, deniz ortadan kaybolmayacak; kıyı çizgileri, deltalar, plajlar, sulak alanlar ve insan yerleşimleri değişen koşullara uyum sağlamak zorunda kalacak.

İklim değişikliği Ege Denizi’ni nasıl etkiliyor?

Ege’nin ekolojik yapısı da değişiyor.

JRC tarafından yayımlanan bir çalışmada, Ege Denizi’nin dipte yaşayan kaynaklarında altmış yılı aşan dönemde iklimle ilişkili rejim değişiklikleri incelendi. Çalışmada sıcaklık, tuzluluk ve birincil üretim göstergeleri gibi çevresel değişkenlerin önemli değişimler gösterdiği ve bazı göstergelerin 1980’lerin sonları ile 1990’ların başlarından itibaren küresel tarihsel ortalamaların üzerine çıkmaya başladığı belirtildi.

JRC Yayınları

Bu durum balıkçılıktan turizme kadar birçok alanı etkileyebilir.

Ege’nin biyolojik çeşitliliği açısından ise deniz çayırları, mercan benzeri hassas habitatlar, süngerler, balık toplulukları, deniz memelileri ve kıyı ekosistemleri birlikte değerlendirilmek zorunda.

Avrupa Birliği’nin Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi de denizel çevrenin durumunu biyolojik çeşitlilik, ticari balık stokları, deniz tabanı bütünlüğü, kirleticiler ve diğer göstergeler üzerinden değerlendiren kapsamlı bir sistem kullanıyor.

Environment

Ege Denizi’nin geleceği artık yalnızca jeolojinin konusu değil

Geçmişte Ege’nin kaderini milyonlarca yıl boyunca:

tektonik + iklim + deniz seviyesi + sedimentasyon

belirledi.

Bugün bunlara bir de:

insan faaliyetleri

eklenmiş durumda.

Balıkçılık, kıyı yapılaşması, deniz taşımacılığı, turizm, kirlilik, enerji projeleri ve koruma alanlarının planlanması aynı deniz üzerinde birbirleriyle karşılaşıyor.

Ege Denizi için yapılan deniz mekânsal planlama çalışmalarında biyolojik çeşitlilik ile turizm, balıkçılık, deniz ulaşımı ve gelecekteki enerji faaliyetlerinin aynı anda değerlendirilmesi gerektiği ortaya konuyor. MARISCA projesi kapsamında hassas habitatlar ve türlerle insan faaliyetlerinin dağılımı birlikte haritalandırılmış ve farklı deniz koruma senaryoları geliştirilmişti.

maritime-spatial-planning.ec.europa.eu

+1

Bu aslında Ege’nin çok eski bir özelliğinin modern versiyonu:

Aynı coğrafya sürekli değişiyor ve farklı ihtiyaçlar aynı alanda buluşuyor.

Peki Ege Denizi tam olarak ne zaman “deniz” oldu?

Sorunun cevabını artık birkaç katmanda verebiliriz.

Jeolojik açıdan

Ege havzasının oluşumu yaklaşık 23–19 milyon yıl önce başlayan genişleme süreçleriyle yakından bağlantılıdır.

Annual Reviews

Akdeniz’e yeniden bağlanma açısından

Messiniyen Tuzluluk Krizi’nin sonunda, yaklaşık 5,33 milyon yıl önce, Akdeniz yeniden açık deniz koşullarına geçti ve Ege’nin denizel evrimi yeni bir aşamaya girdi.

Doi

+1

Bugünkü ada ve kıyı görünümü açısından

Son Buzul Çağı’nın ardından yükselen deniz seviyesi özellikle 11.500–8.000 yıl önce Ege’nin sığ kara alanlarını yeniden sular altında bıraktı ve günümüz kıyı coğrafyasının şekillenmesinde kritik rol oynadı.

ScienceDirect

Yani tek bir “doğum günü” vermek bilimsel açıdan doğru olmaz.

Ege Denizi bir anda oluşmadı.

Milyonlarca yıl boyunca açıldı, gerildi, çöktü, yükseldi, denizden ayrıldı, yeniden denizle buluştu ve son buzul çağından sonra kıyıları tekrar suyla doldu.

Belki de Ege’ye bakarken en ilginç şey tam olarak budur.

Bugün denizin üzerinde gördüğümüz adalar ve kıyılar, aslında çok uzun bir jeolojik hikâyenin yalnızca şimdiki bölümü.

Ve hikâye hâlâ bitmiş değil.

Çünkü deniz seviyesi değişmeye devam ediyor, tektonik hareketler devam ediyor, kıyılar sediment biriktiriyor veya aşınıyor. İnsan faaliyetleri ise bu doğal değişimlerin üzerine yeni bir katman ekliyor.

Bir gün Ege kıyısında yeniden denize bakarken, suyun yalnızca mavi bir yüzey olmadığını düşünmek mümkün.

Altında yaklaşık 20 milyon yıllık tektonik hareketlerin, yaklaşık 5,33 milyon yıl önceki Akdeniz dönüşümünün, binlerce yıl önceki buzulların erimesinin ve bugün yaşanan iklim değişikliğinin izleri var.

Belki de asıl soru artık “Ege Denizi ne zaman deniz oldu?” değil.

Bir denizin geçmişini bu kadar değiştiren süreçlerin, gelecekte onu nasıl değiştireceğini ne kadar iyi anlayabiliyoruz?

Kaynaklar

Perissoratis & Conispoliatis, The impacts of sea-level changes during latest Pleistocene and Holocene times on the morphology of the Ionian and Aegean seas, Marine Geology. Akademik kaynak

Ring ve ark., The Hellenic Subduction System: High-Pressure Metamorphism, Exhumation, Normal Faulting, and Large-Scale Extension, Annual Review of Earth and Planetary Sciences. Akademik kaynak

The Cretan Basin in the Early Pliocene: a paleoceanographic reconstruction. Akademik araştırma

An updated database of Holocene relative sea level changes in NE Aegean Sea, Quaternary International. Akademik kaynak

Seeliger ve ark., Mid- to late-Holocene sea-level evolution of the northeastern Aegean Sea, The Holocene. Akademik kaynak

IPCC, Climate Change 2022: Impacts, Adaptation and Vulnerability – Mediterranean Region. IPCC kaynak sayfası

European Commission, Marine Strategy Framework Directive. Avrupa Komisyonu deniz çevresi kaynakları

Celtikcikoop ekibi olarak Ege Denizi ne zaman deniz oldu konusunda size net ve faydalı bir içerik sunmaya çalıştık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort pia bella casino giriş
https://yemekforumu.com https://ciltmakinasi.com.tr https://faha.com.tr Sitemap