Bilimsel Bilgi Kesin ve Değişmez midir?
Bursa’nın o sakin havasında, kahvemi alıp bilgisayarımı açtığımda bir konu aklıma takıldı: Bilimsel bilgi kesin ve değişmez midir? Şu an işyerinde bir yandan yazıları yazarken, bir yandan da dünya gündemini takip ediyorum. Hani bazen bir şey okursunuz, sonra başka bir yerde tam zıt bir şeyle karşılaşırsınız ve kafanız karışır. O an aklınıza gelen ilk soru: Bu ne kadar doğru?
Bilimsel bilginin kesin ve değişmez olup olmadığı, aslında hepimizin zaman zaman aklını kurcalayan bir mesele. Bunu sadece bizler değil, tarih boyunca pek çok bilim insanı da sorgulamış. Mesela, 2000’li yılların başlarında biyoloji ile ilgili birçok şey doğru kabul edilirken, şu an bambaşka teoriler ortaya çıkabiliyor. Peki, bu durum sadece bilim dünyasında mı geçerli? Yoksa toplumun her kesiminde bilimsel bilginin doğruluğu ve kesinliği nasıl algılanıyor?
Bilimsel Bilgi ve Küresel Perspektif
Bir şeyi netleştirmek gerekirse, bilimsel bilgi dediğimiz şey aslında zamanla değişebilen ve gelişebilen bir şey. Yani, bir bilimsel gerçek, o anki bilgi seviyemizle doğru olabilir ama zaman içinde yeni veriler ve deneylerle değişebilir. Bilim dünyasında bunu sıkça görürüz. Mesela, bir zamanlar “dünyanın düz olduğu” düşünülüyordu, fakat yeni gözlemler ve bilimsel çalışmalar sayesinde Dünya’nın yuvarlak olduğu kabul edildi. Ya da eskiden mikrop teorisi yokken hastalıklar “kötü ruhlar” tarafından yaratılıyordu. Ama her geçen gün, bilimsel bilginin gelişmesiyle bu tür eski düşünceler yerini yeni gerçeklere bırakabiliyor.
Dünyanın pek çok yerinde bu konuya yaklaşım biraz farklı olabilir. Örneğin, batı ülkelerinde bilimsel bilgi genellikle daha hızlı kabul edilir ve toplumsal bir dayanağa sahiptir. Bir keşif veya teorinin doğru olduğu kabul edilmeden önce birçok deney ve kanıtla desteklenmesi gerektiği gibi, burada herkes bilimsel veriye dayalı düşünme alışkanlığına sahip. Ama tabii, bazen bu da aşırıya gidebiliyor. Örneğin, son yıllarda bazı ülkelerde aşılara karşı duyulan şüphe de, bilimin halk nezdinde ne kadar kesin olduğu konusunda kafaları karıştırabiliyor. Aşı karşıtlığı gibi hareketler, bilimsel bilgiyi sanki tartışılabilir bir konuymuş gibi sunabiliyor. Oysa bilimsel bilgi, test edilmiş ve kanıtlanmış verilere dayanıyor, ama işte bazen toplumsal etkiyle ne kadar doğru olduğuna dair algılar değişebiliyor.
Türkiye’de Bilimsel Bilgiye Bakış
Türkiye’ye gelirsek, burada bilimsel bilgi bazen biraz farklı bir algı ile karşılaşıyor. Hepimiz şunu duymuşuzdur: “Bilim her zaman doğruyu söyler.” Ama burada bir problem var. Bilimsel bilgi her zaman doğru değildir, sadece en iyi kanıtlara dayalı o anki bilgiyi sunar. Ancak Türkiye’de bazen halkın bilimle ilgili algısı, eski geleneksel inançlarla karışabiliyor. Mesela, halk arasında popüler olan bazı sağlık “mitleri” ve eski tedavi yöntemleri hâlâ yaygın.
Geçtiğimiz yıllarda, sosyal medyada hızlıca yayılan bir “kendi kendine tedavi” videosu, genellikle bilimsel gerçeklerle çelişiyordu. İnsanlar, bilimsel açıklamaları pek de dikkate almadan, eski yöntemlere yöneliyorlar. Bu durum, bilimsel bilgiye olan güveni sorgulatıyor. Türkiye’deki bazı insanlar, bilimsel verileri değil de kişisel deneyimleri ve çevrelerinden duyduklarını esas alabiliyorlar. Bu tabii ki yanlış, çünkü bilimsel bilgi kesin ve objektif bir gerçeklik üzerine kuruludur. Fakat yine de, bilimsel bilgilere güvenmeyen bir kesim mevcut.
Bir başka örnek, çevre kirliliği ile ilgili. Küresel ısınma ve çevre sorunları konusunda bilimsel biriken bilgiler her geçen yıl daha fazla genişliyor. Ancak Türkiye’de bazen iklim değişikliği konusu siyasallaşıyor ve bu da insanların bilimsel verilere olan güvenini zayıflatabiliyor. Çevre sorunları hakkında doğru bilimsel verilerle yapılan açıklamalar, bazı kesimler tarafından hemen reddedilebiliyor. Oysa bilimsel bilgi, kanıtlarla desteklenmiş bir durumdur. Yani, her ne kadar değişen politikalar olsa da, iklim değişikliği gibi konularda bilimsel verilerin kesinliğine güvenmek gerekiyor.
Bilimsel Bilgi Kesin Olabilir mi?
Şimdi şunu soralım: Bilimsel bilgi kesin ve değişmez midir? Eğer bu soruyu net bir şekilde cevaplamak gerekirse, aslında bilimsel bilgi kesin ve değişmez değildir. Daha doğrusu, kesin ve değişmez olamaz. Çünkü bilim, doğası gereği sürekli evrilen bir yapıdır. Her zaman daha iyi gözlemler ve veriler elde edilebilir. Bir teorinin doğruluğu, her zaman o anki bilimsel algılara ve verilerle sınırlıdır.
Mesela, klasik fizik yasaları (Newton’un hareket yasaları) birçok durumda geçerlidir, fakat bazı ekstrem durumlarda (örneğin, çok yüksek hızlar ya da çok büyük kütleler söz konusu olduğunda) Einstein’ın görelilik teorisi devreye girer. Yani, bir bilimsel gerçek bazen başka bir daha kapsamlı teoriyle değiştirilebilir. Bu da demek oluyor ki, bilim kesinlikle değişebilen, evrilen bir yapıdır.
Sonuç: Bilimsel Bilgiyi Tartışmak
Sonuç olarak, bilimsel bilgi kesin değil, her zaman değişebilen bir yapıya sahiptir. Küresel çapta, bilimin hızla ilerlemesiyle insanlar daha fazla bilgi edinip daha doğru sonuçlara varabiliyorlar. Ancak her ülkenin, kültürün ve toplumun bilimsel bilgiye olan yaklaşımı farklı olabilir. Bilimsel verilerin halk arasında kabulü, toplumsal ve kültürel etkilerle şekillenebilir. Bu yüzden, bazen bilimsel bilgi de tartışmalara ve yanlış anlamalara yol açabiliyor. Önemli olan, bilimsel bilgiyi doğru şekilde değerlendirebilmek ve anlamaktır.
Peki ya sizce, bilimsel bilgi ne kadar kesin olabilir? Hepimizin doğru bildiği yanlışlar var mı? Bu konuda düşüncelerinizi merak ediyorum!