Karma Eylemi Nedir? İyi Niyet Yetmez: Etik, Güç ve Sorumluluk Üzerine Cesur Bir Okuma
Peşin söyleyeyim: “Karma eylemi”ni yalnızca “iyilik yap, iyilik bul”a indirgeyen popüler anlatılar hakikati eksiltiyor. Bu yazı, tartışmayı büyütmek, rahatsız etmek ve kavramın arkasındaki güç ilişkilerini görünür kılmak için yazıldı. Eğer “kader” diyerek rahatlamak istiyorsan, bu metin huzurunu kaçırabilir; çünkü burada niyetin yanında bağlamı, adaleti ve politikayı da masaya koyacağız.
Karma Eylemi Nedir? (Gerçek Tanımın İpuçları)
“Karma eylemi”, kabaca niyetle yapılan davranışın, kişi ve çevresi üzerinde bir sonuç üretmesi fikridir. Budist etik içinde cetana (niyet) belirleyicidir: Aynı davranış, niyete göre farklı etik ağırlıklar taşıyabilir. Hindu düşüncesinde ise karma, dharma (doğru düzen/ödev) ile birlikte ele alınır; eylem yalnızca bireyde değil, kozmik düzenin dokusunda iz bırakır. Yani “karma”, marketten alınan bir “iyilik puanı” değildir; sebep-sonuç ağı, niyet, farkındalık ve bağlamla örülüdür.
Neden Cazip? Kişisel Sorumluluğa Davet Eden Bir Etik
Karma eylemi fikrinin güçlü yanı, faili merkeze almasıdır. “Yaptığın, olduğundur” diyen bir ahlâk çağrısı yapar: niyetlerini berraklaştır, eylemlerini hizala, sonuçlarına hazır ol. Günlük hayatta bu; öfkeyle yazılan bir mesajı göndermeden önce durmayı, alışverişte ihtiyaç-tüketim ayrımını tartmayı, iş yerinde gücünle sözün arasını açmamayı hatırlatır. Kişiyi pasif kader yerine aktif seçim konumuna çağırır. Dikkatlilik pratikleri (nefes, şefkat, farkındalık) ile birleştiğinde, etik kaslarımızı güçlendirir.
Zayıf Yönler: Mağduru Suçlama, Fatalizm ve “Wellness” Endüstrisinin Masalı
Şimdi zor bölüme gelelim. Karma, bağlamdan koparıldığında mağduru suçlamanın estetikleştirilmiş versiyonuna dönüşebilir. Yoksulluk, ayrımcılık, şiddet gibi yapısal sorunları “kötü karma” diye yaftalamak, sistemi aklar, kişiyi suçlar. Bu, etik değil; politik körlüktür. Üstelik “kadercilik”e kayan bir yorum, eylemi felç eder: “Olan oldu, karması böyleymiş.” Hayır—karmayı eylemsizliğe gerekçe yapmak, kavramın omurgasını kırmaktır.
Bir diğer sorun, “wellness” kültürünün karmayı kişisel gelişim ürününe çevirmesi: kristal al, niyet yaz, evrene postala; gerisi gelir. Kişisel ritüeller zararlı değildir—ama adaleti, emeği ve politikayı görünmez kılacak kadar büyütülürse sahte konfor sunar. Ayrıca dijital kültürde “karma puanı” (beğeni, yıldız, rozet) gibi metrikler, etik eylemi alkış avına dönüştürür. Görünürlük ≠ erdem.
Analitik Ayrım: Niyet, Eylem, Bağlam—Üçünü Birden Görmeden Etik Körleşir
Karma eylemini anlamanın anahtarı, üç parçayı birlikte tutmaktır:
- Niyet: İç motivasyon ve amaç. (Şefkat mi, çıkar mı?)
- Eylem: Somut davranış ve etkisi. (Kime ne oluyor?)
- Bağlam: Güç ilişkileri, sistemler, tarih. (Kim nasıl konumlanmış?)
Yalnız niyete odaklanırsan romantize edersin; yalnız eyleme bakarsan araçsallaştırırsın; bağlamı görmezsen adaleti ıskalarsın. Kolektif karma (toplumsal eylemin toplam etkisi) perspektifi, bireysel erdemi yapısal dönüşümle bağlar: iklim krizinde tek tek geri dönüşüm yetmez; şirketler, devletler, finans akışları da hesap verir.
Karma Eylemini Eleştirel ve Uygulanabilir Kılmak
Bir etik, ancak hesap verebilir kılındığında işe yarar. “İyi niyetliydim” demek kolay; peki ölçtün mü, etkisini izledin mi, geri bildirim aldın mı? İşte birkaç pratik, ama kolay olmayan öneri:
- Niyet günlüğü: Neyi, neden yapıyorum? Kime nasıl dokunuyor?
- Etkide adalet: En kırılgan gruplar üzerindeki sonucu ölçmeden “iyilik” deme.
- Güç analizi: Bu eylem, hangi yapısal çıkarları güçlendiriyor/zayıflatıyor?
- Şeffaflık ve geri alma: Yanlış etik iz bırakıyorsa, düzelt; hatayı görünür kıl.
- Kolektifleşme: Bireysel erdemi, sendika, kooperatif, yurttaş girişimi gibi ortak çabalara bağla.
Provokatif Sorular: Tartışmayı Açalım
“Karma eylemi” derken aslında kimi rahatlatıyor, kimi susturuyoruz? Bir şirketin “iyilik” kampanyası, tedarik zincirindeki sömürüyü temize çeker mi? Dijitalde linç, “adalet karması” sayılabilir mi yoksa yeni bir şiddet formu mu? Bir kazazedenin başına geleni “karması” diye açıklamak, bizim etik konforumuzdan başka neyi koruyor?
Sonuç: Karmayı Kader Değil, Sorumluluk Olarak Okumak
Karma eylemi, kader anlatısı değil, sorumluluk pratiğidir. Niyetini arıt, eylemini ölç, bağlamını genişlet. İyilik, sadece iyi hissetmek değildir; eşitlik ve adalet üretmediği sürece etik değeri eksiktir. Şimdi sıra sende: Bugün yaptığın tek eylemin izini bir hafta izleyebilir misin? Hangi görünmez bedelleri ortaya çıkarırdı? Yorumlarda tartışalım; kavramı parlatmak için değil, dünyayı biraz daha adil kılmak için.