Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Cümle: “Almanca ordamısın ne demek?”
Kayseri’de kış akşamları farklı olur. Rüzgâr sokak aralarına dolduğunda, insanın içi de biraz daha sessizleşir. O sessizlikte bazen bir mesaj sesi her şeyi değiştirir. Telefon ekranıma düşen o bildirim, o gece hayatımın en tuhaf sorularından birini başlatmıştı: “Almanca ordamısın ne demek?”
Aslında bu cümle ilk bakışta basit bir merak gibi duruyordu. Ama ben o an, içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. Çünkü bazı sorular sadece anlam aramaz; bir duygunun, bir eksikliğin, hatta bazen bir özlemin izini taşır.
Ben 25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutmayı severim. Bazen kelimeler bana insanlardan daha dürüst gelir. O gece de defterimi açtım ve ilk cümleyi yazdım: “Bugün biri bana Almanca bir şey sordu ve ben bunun aslında bana sorulmadığını hissettim.”
Bir Mesajın İçine Sıkışan Yalnızlık
Merhaba Celtikcikoop okurları! Bugün sizlerle “Almanca ordamısın ne demek” konusunu ele alacağız.
O mesajı atan kişi eski bir arkadaştı. Uzun zamandır konuşmuyorduk. Araya mesafeler, şehirler, hatta hayatlar girmişti. Ama bazen insanlar hiçbir şey olmamış gibi geri döner ya, işte o gece öyle oldu.
“Almanca ordamısın ne demek?” yazmıştı.
Ekrana baktım uzun süre. Sanki kelimelerin kendisi değil de ardındaki his önemliydi. Çünkü bu cümle Türkçe bir soruydu ama Almanca bir arayışın içine gizlenmişti.
Gülümsedim ama içimden bir kırgınlık da geçti. Çünkü bu soru aslında şunu söylüyordu: “Hâlâ orada mısın?”
Ve ben o an gerçekten orada olup olmadığımı bile bilmiyordum.
“Ordasmısın” ile “Bist du da?” Arasında Kaybolmak
Almanca öğrenmeye bir dönem merak sarmıştım. O zamanlar “Bist du da?” cümlesiyle karşılaşmıştım. Türkçesi “Orada mısın?” demekti. Basit, kısa ve bir o kadar da yalnız bir cümleydi.
Ama arkadaşımın yazdığı “ordamısın” kelimesi öyle sıradan değildi. Türkçenin içinde kırılmış, Almancanın içine sızmış gibiydi. Sanki iki dil arasında sıkışmış bir duygu gibi.
Ben o an şunu düşündüm: İnsanlar neden birini “orada mısın” diye kontrol etmek ister?
Belki de asıl soru şudur: “Hâlâ benim hayatımda mısın?”
Bu düşünce içimi biraz acıttı. Çünkü bazı insanlar gerçekten gider, ama soruları kalır.
Geçmişin Gölgesinde Bir Akşam Yürüyüşü
O gece dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vururken, kulaklarımda hâlâ o cümle vardı. “Almanca ordamısın ne demek?”
Sanki bu soru beni takip ediyordu. Yürüdükçe içimdeki düşünceler de yürüyordu.
Bir zamanlar birlikte güldüğüm, aynı sokaklardan geçtiğim insanlar aklıma geldi. Sonra sessizlik geldi. En zor olan da buydu zaten: insanların gitmesi değil, sessiz kalması.
Bir köşe başında durdum. Telefonumu çıkardım. Mesaja tekrar baktım. Yazmadım. Çünkü bazen cevap vermemek de bir cevaptır.
Ama içimde başka bir şey büyüyordu: özlem.
Almanca Bir Sorunun Türkçe Bir Kalbe Dokunuşu
“Ordasmısın” kelimesi, dil bilgisi açısından doğru bir Almanca cümle değildi. Ama duygusal olarak çok netti.
Benim için bu cümle artık bir çeviri sorusu değildi. Bir çağrıydı.
“Orada mısın?” demek bazen “beni duyuyor musun?” demektir. Bazen de “beni hâlâ hatırlıyor musun?” anlamına gelir.
O an anladım ki, insanlar bazen yabancı dillerle değil, yabancılaşmış duygularla konuşur.
Ben de içimden şu soruyu sordum: Ben hâlâ orada mıyım?
Günlüğe Düşen Gece
Buna da Göz Atın: Allah'ın sevmediği hayvan hangi hayvandır ?
Eve döndüğümde defterimi açtım. Kalem elimde biraz titriyordu. Yazmaya başladım.
“Bugün biri bana Almanca ‘ordamısın ne demek?’ diye sordu. Ama ben anladım ki bu soru Almanca değil, kalptendi.”
Yazdıkça içim hafifledi. Çünkü bazı duygular konuşulmaz, sadece yazılır.
O gece uzun süre düşündüm. İnsan neden geçmişine mesaj atar? Neden “orada mısın” diye sorar?
Belki de yalnızlık, en çok geçmişi çağırır.
Ben de geçmişimde bir yerde kalmıştım. Belki o yüzden bu soru bana bu kadar dokunmuştu.
Yanıt Vermemekle Başlayan İç Konuşma
Mesaja cevap vermedim. Günler geçti. Ama o cümle gitmedi.
“Almanca ordamısın ne demek?”
Bazen kendi kendime yüksek sesle söylüyordum. Sanki bir yankı yaratmak istiyordum. Sanki biri bana gerçekten cevap verecekmiş gibi.
Ama asıl cevap içimdeydi.
Ben oradaydım. Ama hangi “orada”?
Geçmişte mi? Yoksa hiç var olmayan bir yerde mi?
Bir Kahve Molasında Gelen Farkındalık
Bir sabah kahve içerken telefonuma tekrar baktım. Yeni bir mesaj yoktu. Ama bu sefer beklemiyordum da.
Çünkü anlamıştım: bazı sorular cevap için değil, hatırlatmak için sorulur.
“Ordasmısın” aslında bir yoklama değildi sadece. Bir hatırlatma gibiydi.
“Sen hâlâ benim hayatımda bir yerdesin” demenin dolaylı haliydi.
Ama ben artık o hayatın içinde değildim. Ya da belki de o hayat benim içimden çıkmıştı.
Kayseri’nin Sokaklarında İçsel Bir Diyalog
Akşamları yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirdim. Soğuk hava düşüncelerimi daha net yapıyordu.
Her adımda o cümleyi tekrar duyuyordum.
“Almanca ordamısın ne demek?”
Ve her defasında farklı bir anlam kazanıyordu.
Bazen bir pişmanlık, bazen bir özlem, bazen de sadece bir alışkanlık gibi.
İnsanlar neden eski alışkanlıklarına mesaj atar ki?
Belki de yeni hayatlarında tutunacak bir şey bulamadıkları içindir.
Celtikcikoop olarak “Almanca ordamısın ne demek” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Kırılgan Bir Anlamın İçinde Büyüyen Sessizlik
Zamanla o mesajın ağırlığı azaldı. Ama tamamen kaybolmadı. Çünkü bazı cümleler insanın içinde bir iz bırakır.
Ben artık o soruya cevap vermiyordum. Ama içimde başka bir cevap oluşmuştu.
Evet, oradaydım.
Ama artık eskisi gibi değil.
Daha sessiz, daha temkinli, daha kırılgan.
Ve belki de en önemlisi: daha kendime yakın.
Son Bir Bakış ve Kabulleniş
Bir akşam, telefonumu kapattım. Uzun süre ekrana bakmadan durdum. O an fark ettim ki, bazı bağlantılar mesajlarla değil, kabullenişle bitiyor.
“Almanca ordamısın ne demek?” sorusu artık bir soru değildi benim için.
Bir zamanın kapanış cümlesiydi.
Ve ben o cümleyi içimde yavaşça kapattım.
Kayseri’nin soğuk gecesi dışarıda devam ederken, içimde garip bir sıcaklık vardı. Kırık ama sakin bir sıcaklık.
Çünkü artık biliyordum: bazı “orada mısın”lar, aslında “artık gitme” demektir.